Suretten Taşanlar

Suretten Taşanlar

Suretten Taşanlar

Büyük gizler geceleyin ayyuka çıkmayı pek sever. Gün geceye varsın diye bekliyorum bundan sebep. Perdenin pililerinin aralandığı kaçak noktadan tepeme inen ışığı yok sayamıyorum öylece. Gündüz gözüyle apaçık soyunmak; her bildiğimi, işittiğimi dökünmek yakışık almıyor. Ne zamanki semanın yüzü yıldız kıpırtılarıyla dolar, ufuk çizgisi karanlıkla birleşir; o vakit ayrılacağım gümüşi sırrımdan.

Ayın yansımaları şevkle dokunacak yaldızlı tenime. Üzerime bulanmış yığınla bakışı bir hamlede sıyırıp atacağım. Bölük pörçük soyulmalar çaresizliğimi perçinlemekten öteye gitmez. Körlemesine gezer nazarları üzerimde, suretlerine yontulmuş bir sevda görmekteler bende sadece. Yüceltmekten öteye gitmem kimisini, gocunmam da bundan. Lakin an gelir bin parçaya ayrılasım gelir. Lanetim beni vursun, sırra kadem basayım isterim. Zordur devrilip gitmiş bir adamın yanından geçen çocuklara, arkalarında ölüp giden yaşamı fark ettirmek.

Yalandır saatlere dolan ve olanca inkârdır yaşamaktan arta kalan. Bir yansımanın peşinde, korkunun çırpınışlarıdır onca zaman. Ah, hepsi var olmayanla övünür karşımda. Bilmezler gümüşle sırlanan bedenime üflenen efsunun marifetini. Aynayız diye dünyanın kahrını tepeme indirivermek niye? Soyunacağım işte, bıktım! Tüm o sessiz intikam yeminlerinizi, fesat kahkahalarınızı, bitmek bilmez kurumlu yalanlarınızı taşıyamaz oldum artık.

Sırrımı söküp atınca yayılacak tüm dilekleriniz ve nefretiniz bir anda. Kim yüzünü sürdüyse bu yersiz yurtsuz aynaya, bilsin ki yakındır ruhundakinin taşması. Varın koşun bakın yatak odanıza, banyonuza, hole diktiğiniz veyahut cebinizdeki daima tozlu olan yoldaşıma… Kim bilir, biri benimdir belki. Topyekûn sırlarından arınmaya ve yüreğinizden sızanları yaşamınızla köpürtmeye niyetlenmişimdir. Varın bakın ona, bakışları size ait olacak aldanmayın. Sırrın ardında sadece bir avuç insan kalacak sanmayın. Hadi, korkmayın bir koşu bakın. Hakikat midir sahiden suretinize sızan bana bir anlatın.