Beklenmedik Anda
17.Bölüm | Part-2
Benimle alay edercesine bekledi.
"Kızların yanına bu halde mi gitmek isterdin güzelim."
"Sen bana dokunana kadar bu halde olmadığımı biliyorsun." Kendini kalçalarıma sertçe bastırdı. Hızlı yaptığı bu hareketle parmak uçları biraz daha hareket etti.
"Ama ben böyleydim. Gözümü açmamıştım ve seni görmemiştim bile ama seni ister haldeydim. Çünkü başımı yastıkta döndürdükçe burnumdan içeri sızan teninin kokusu lanet olası uykumda beni bu hale getirdi."
"Sedat lütfen." Kıpırdamadan duran ellerini artık hareket ettirsin istiyordum.
"Beni böyle bırakıp gidecektin yani?" kendini arkamda hareket ettirdi. Sesimi çıkarmadım. Cümle olacak kelimeleri toparlayıp bir araya getiremiyordum.
"Böyle bırakıp gitmene asla izin vermezdim Masal." Kulağımın içine konuşan nefesini hissettim ve cümlesini bitirdiği anda sonunda beni benden alarak bana dokundu. İstemsiz dudaklarımdan dökülen "ah" sesim odamda yankılandı.
"O kadar iyi hissediyorum ki seni bu hale getirdiğim zamanlarda." Bir kere çıktı ve yeniden girdi.
"Bunu sana yapan kişinin ben olduğumu bilmek ve senin bana ait olduğunu hissetmek beni bambaşka şeyler, istemediğim şeyler hissetmeye zorluyor Masal." Güçlükle yutkundum. Sesimi çıkarmadan devam etmesini deli gibi dileyerek bekledim.
"Çekip gitmek istiyorum" dediği anda neredeyse ağlayacaktım. Hareket eden parmakları aklımı bulandırıyordu. Belki de bu yüzden tam bu anı seçmişti bunları konuşmak için.
"Ama ne zaman bu sefer gideceğim desem, Masal, bir bahane uydurup vazgeçiyorum. Senden gidemiyorum." İkimizde sessiz kaldık. Hızlanan nefeslerimizden başka bir ses yoktu.
"Neden senden gidemiyorum?" diye sorduğunda parmaklarını hızlandırdı. Ona dönmek, boynuna sarılmak istedim. Gitmesini hiç istemediğimi anlasın istedim. Başını omzuma dayayıp derin bir nefes aldı. Ona dönmemi istemediğinin farkındaydım. Sanki onu görmemi istemiyormuş gibiydi. Dudakları yeniden boynuma gezindi. Elini usulca geri çekerken beklentiyle gerildim. İki elini birden belime dolarken dudakları boynumdan omuzlarıma öpücükler konduruyordu. Karnımın üzerinde ellerini genişçe açıp kapattı. Ona dokunmadan bir dakika daha geçirmeye niyetim yoktu.
Ellerimi karnımda duran elerinin üzerine koydum. Açılmış parmaklarının arasından kendiminkileri geçirip sımsıkı doladım. Omzumun üzerinde dudaklarını gezdirirken başımı çevirip çenesinden öptüm. "Gitmeni istemiyorum" diye fısıldayıp bana vereceği tepkiyi bekledim.
"Bende istemiyorum" derken benim gitmemi istemediğini mi yoksa gitmek istemediğini ima etti bilmiyorum ama hangisi olursa olsun ikisi de kabulümdü. Başını geri çekip ellerimizi ayırdı. Omuzlarım belime doğru dokunarak aşağı kaydı ve kalçalarımı avuçladı. Tek elini yeniden belime sararken diğer eliyle öne doğru eğilmemi istediğini belli edercesine sırtımdan bastırıp aşağı doğru ittirdi. İkiletmedim bile.
Öne doğru eğilip dirseklerime dayandım. Kasıklarını kalçalarıma sertçe bastırırken ağzından kaçan inlemeyle gözlerim kapandı. Arkamda hareketlendi. Çamaşırımı çıkarmadı bile. Sadece kenara ittirdiğini hissettim. Ve hiç beklemedi. İki eliyle beni sımsıkı tutup kendine çekerken aynı anda kalçasını hızla ittirdi. İkimizde bağırdık. Hiç kıpırdamadan öylece kaldı. Hareket etmesi için delirmeme rağmen bir şey söylemedim. Dizleriyle benimkileri iki yana genişçe açıp başımı biraz daha aşağı bastırdı ve kendini biraz daha itti. En sonunda hissediyordum onu. Daha fazla gidecek yeri yoktu fark ediyordum. Sınıra dayanmıştı. Canım yanıyordu ama farklı bir haz da veriyordu bana. İsmini bağırdım.
"Sedat!"
"Hissediyorsun değil mi? Sonuna kadar seninleyim Masal ama yetmiyor." Başımı ellerimin arasına bıraktım.
"Yetmiyor, kahretsin ki yetmiyor Masal" ve sonra hareket etti. Hareketleri sertti. Acıyla karışık verdiği zevk beni mahvediyordu ama Sedat'ın bana açık olması için her şey yapardım.
Hızla gidip geldi. Her girişinde dayandığı sınırla aldığı zevki hissettim. İkimizin de doruğa ulaşması uzun sürmedi. İçimde hareketsizce dururken hala devam etmek istediğinin beni bırakmak istemediğinin farkındaydım. Başını sırtıma yaslamış öylece hızlı hızlı nefes alıp veriyorduk. Sırtıma yapışan terli göğsü sanki benimkine eş gibi aynı anda kalp atışlarımızı hissettim. Ve sonra aniden kızlar geldi aklıma.
"Sedat gitmem gerek."
"Gitme."
"Kızların eve baskın yapmasını istemiyorsan hemen kalkmama izin ver" dedim şakayla karışık. Ama bir yanım Sedat'ın "umurumda değil ne olacaksa olsun" demesi için can atıyordu. Birkaç saniye sessiz kaldı ama sonra aldığı derin nefesim ardından kalkmama izin verdi. Uğradığım hayal kırıklığını belli etmemeye çalışarak kalkıp ona doğru döndüm ve gülümsedim.
On beş dakika sonra evden çıkmak için hazırdım. Kızlardan aldığım sayısız mesajı görmezden gelip kısa bir yoldayım mesajı atıp geçiştirdim. Gittiğimde zaten beni mahvedeceklerdi biliyorum en azından yanlarına gidene kadar ne diyeceğimi düşünecek zamanım vardı.
Sedat salonda oturmuş kahvesini içerken yanına gidip yanağından öptüm. "Sen buradasın o zaman" diye sordum. Kal ya da git demek istemiyordum. Ne yapmak istiyorsa kendi karar versin istiyordum.
"İzin verirsen burada seni beklerim."
"Tabii, o zaman mümkün olduğunca erken gelmeye çalışırım yemek yeriz."
"Olur" dedi sadece.
Gülümseyerek arkamı dönüp odadan çıktım. Ayakkabılarımı giyinirken Sedat'ın arkamdan geldiğinin farkındaydım. Kapıya dayanmış tepeden beni izliyordu.
"Şey Masal," dedi biraz çekinerek. Şaşırdım. Sedat'ın pek çekindiği söylenemezdi.
"Bir şey mi oldu canım?" ayağa kalkıp ceketimi giydim. Eğilip yerden çantamı aldım ve tam ona bakacakken konuştu. "Kızlara bizden bahsetmezsin değil mi?" elime aldığım çanta pat diye yere düştü. Çıkardığı ses sanki evimin orta yerinde bomba patlamış gibi beynimde yankılandı. Üstüne birde beni darmaduman etti. Ona hiç cevap vermedim. Çantamı aldığım gibi arkamı döndüm ve çıkmak için kapıyı açtım.
"Masal ben aslın-"
"Rahatla, bahsetmek gibi bir niyetim yoktu." Gerçektende yoktu ama anlaşılan Sedat bunun farkında değildi.
"Hayır onu söylemeyecektim. Sanırım kendimi yine yan-"
"Sedat bahsetmem dedim. Çıkmam gerek geç kalıyorum" dedim ve ona bakmadan kapıyı çekip çıktım.
Asansöre binene kadar kendime gayet güçlü bir kadın olduğumu hatırlattım kendime. İşe de yaradı. Asansörden indim kapıdan çıktım. Harikaydım. Kapıcıya selam verdim. Sabah bastığı yanlış zil için benden özür dilerken ona gülümsedim. Görüyorsunuz ya ben gayet güçlü bir kadındım. Arabama bindim, çalıştırdım ve otoparktan çıktım. Evimin sokağından çıktığım anda aniden frenlere asıldım ve durdum. Direksiyonu sımsıkı tuttum ve gözlerimden yaşlar boşaldı.
İşte demek ki benim güçlü kadın maceramda ondan en fazla iki km uzaklaşma mesafesi kadarmış. Kendimi kısıtlamadan ağladım. Ama sonra bunun beni güçsüz göstermeyeceğini de fark ettim.
Ağladığım için zayıf değildim. Zayıflığım âşık olduğumdandı.